MuhabbetOdalari.Org

Bir başka WordPress sitesi

58. madde F.Bahçeyi kurtarmak için

Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener, Türkiye Futbol Federasyonunun (TFF) 58. maddeye ilişkin yaptığı değişiklikligin Fenerbahçeyi kurtarmak için yapılan bir operasyon olduğunu öne sürdü. Başkan Şener, Kanaltürk Televizyonu’nda katıldığı programda TFF’nin ‘şike’ sürecine ilişkin kararını değerlendirirken, Fenerbahçe Kulübü Başkanvekili Nihat Özdemir’in bordo-mavili kulüp ile ilgili iddialarını yanıtladı.

Yıldırım Demirören’e, TFF Başkanlığına seçilirken kulüp olarak büyük destek verdiklerini ifade eden Şener, ”Bundan Trabzon halkı da hoşnut olmamıştı. Konuştuklarımız, söylediklerimiz vardı. Söylenenle yapılan bazen olmuyor. İnsan biriyle evleniyor, 6 ay sonra ayrılıyor. Bu da onun gibi bir şey. Bizimki ani çıktı” dedi.

BAŞKANI DEVİRME PLANI

Şener, demokrasilerde olduğu gibi oy verdiği yere hesap sorma hakkının olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”Ben kaç kişiyi karşıma alıyorum federasyona destek veriyorum. Bana sormadan 58. maddeyi değiştiremezsin. Ha değiştirirsin, değiştirdin. Değiştirirseniz sonuçlarına katlanırsın. Bu federasyonla olmaz, değişmesi lazım. Mali genel kurulu seçimle yaparsınız olup biter. Bunun için de imza toplanır. Tabi aday bulmak önemli. Galatasaray Başkanı Ünal Aysal ile Bursaspor’dan İbrahim Bey ile Kayseri’den Recep bey ile de görüştük. İkinci, üçüncü ligde çok takımın başkanı bizim oralı. İmzada sıkıntı olmaz. Yıldırım Demirören’e destek verdiğim için pişmanım biraz. Ben net insanım. Benimle konuştuysan benle aynı yolda yürüyeceksin. Beni her yerden de vurabilirsin. Başkan böyle yapıyoruz ne dersiniz diye…”

“UEFA’NIN CEZA VERECEĞİ KESİN”

Tahkim Kurulu’na 58′inci madde değişikliğinin iptali için başvuruda bulunduklarını ifade eden Şener, ”Eğer tahkimden de bir şey çıkmazsa UEFA’nın ceza vereceği kesin. Şu andaki gibi olursa 58. maddeye göre hiç kimseye ceza çıkmaz. UEFA, cezayı verir. Elindeki iddianameye göre verir. Savcı beyin hazırladığı iddianameyi UEFA kendisi tercüme ettirdi. UEFA’dan randevu istedim. Cevabı geldi. ‘TFF kararından sonra analiz eder randevu tarihi tespit ederiz’ dediler. Infantıno bana böyle dedi. Çağırırsa bir de ben gidip anlatırım” diye konuştu.

Etik kurulunun ilk ve ikinci raporunda Trabzonspor için aynı ifadelerin yer aldığını kaydeden Şener, ”Ancak Fenerbahçe’nin ki aynı değil. Fenerbahçe’nin savunmaları nedeniyle çok değişti diyorlar. Şampiyonluk kupamız hakkımız diyoruz. Devletin yaptığı bir soruşturmayı okuma yazma bilenlerin hepsi okuduğu zaman bunu talep eder. ‘Biz de suçluysak küme düşelim’ dedik. 58. maddeyi değiştirdiler. Niye, Fenerbahçe küme düşmesin diye. Bu, Fenerbahçe’yi kurtarmak için yapılan bir operasyondur benim başlığım bu” dedi.

ÖZDEMİR’İN İDDİALARI

Sadri Şener, Fenerbahçe Kulübü Başkvekili Nihat Özdemir’in ”Trabzonspor, Karadeniz oyunları için 6 milyon liradan tapelerde görüldüğü gibi 5 milyon lira almış mıdır?” yönündeki ifadesine ilişkin olarak ise ”Hayır, 6 milyon liranın 6′sını da aldım. Biz bu paranın tamamını stat için kullandık. Lig, geçen yıl 22 Mayıs’ta bitti. Paranın ilk taksiti 23 Mayıs’ta geldi. Ondan sonra 8 Eylül’e kadar biz stadı onardıkça Spor Toto para gönderdi. Kulüpte makbuz ve harcadığımız yerler var. UEFA’nın şartları var, bizim stat UEFA normlarına uymuyor. 60 yaşında stadımız var. Bu stat devletin stadı. Sağolsun Başbakanımızın Spor Toto’ya talimatıyla böyle bir para verildi. Şampiyonlar Ligi maçlarını böylece statta oynadık. ‘Bu paraları maçlarda kullandılar’ diyorlar. Maçlar bitmişti o zaman. Fenerbahçe’de Topuk yaylası için aldı. Fenerbahçe ‘Türk sporuna hizmet ediyorum’ diyor. Biz sanki Rus sporu için hizmet ediyoruz” yanıtını verdi.

Şener, Özdemir’in, ”Fenerbahçe-Sivasspor maçı öncesi Trabzon’dan Sivas’a balık gönderiliyormuş. Trabzon neresi, Sivas neresi. Bu balık neyin nesidir. Bence tapelerde de yer alan bu balık meselesinin açıklanmaya ihtiyacı vardır” sözleri üzerine ise şunları söyledi:

”Bizim yöneticimiz Recep bey, Türkiye’nin en büyük balıkçısıdır. Batum’dan başlayıp Romanya’ya kadar sahil boyunca tüm gemileri gider. Avlanan balıkları Türkiye’nin her tarafına nakleder. Bu arkadaşımız Sivasspor’a değil, ‘Sivas’a balık göndereyim mi’ diye soruyor. Türkiye’nin 81 vilayetine balık gönderiyor. İsterse Nihat Bey’e de gönderir, sıkıntı olmaz. Kendi aralarında bir konuşma.”

“YAN HAKEMLER ÇOK ŞEYİ ETKİLİYOR”

Hakem atamalarında bir talebiniz oldu mu yönündeki soru üzerine ise Şener, ”Hayır. Ben şunu söylüyorum, hakem komitesine. Yan hakemleri FIFA kokartlı ver. Yan hakemler çok şeyi etkiliyor. Orta hakem de yan hakemlerin her kararına uyuyor. Onun için genç yan hakem istemiyorum. FIFA kokartlı az hata yapıyor. Genç ise penaltıyı da gösteriyor, ofsaytı da orta hakem de buna uyuyor” diye konuştu.

Federasyondan fazla para almadıklarını ifade eden Şener, ”Şu anda her takım dördüncülüğü garanti etti. O parayı her takım önceden alıyor. Lig bitmeden garantilediğiniz derecenin parasını alıyorsunuz. Daha sonra da bitirdiğiniz sıralamaya göre geri kalan kısmını da alabiliyorsunuz” dedi.

TEŞVİK PRİMİ İDDİALARI…

Zeki Mazlum aracılığıyla Sivasspor’a verildiği iddia edilen teşvik primi söylentilerine ilişkin ise Şener, ”Bizim stadın güvenliğini yapan bir arkadaşımız var. O Mecnur beyin de iyi arkadaşı. Trabzon’da stat işi yapan tek güvenlik firması. O beni telefonla arıyor, ‘başkanınım para durumu var mı diyor.’ Ben de diyorum ki çok para var. Her zaman arar, sıkılmıştım artık. 192 bin liralık alacağı vardı. 3-4 gün sonra ödedik, çeklere bağladık. Onunla ilgili konuşma bu. Sivas’ın yöneticileri Fenerbahçe kongre üyeleri. Kalkıp Sivasspor’a böyle demek mantık dışı bir şey”ifadelerini kulandı.

Başkan Şener, ”Aziz Yıldırım’ın yerinde olsanız ne olurdu” şeklindeki soru üzerine ise ”Bana destek yok, muhalefette var. Biz aynı durumda olsak kaybolup gitmiştik” dedi. Başkanlığı bırakır mıydınız soruna ise Şener, ”Ben başkanlığı bırakırdım. Çünkü o sırada hukukla savaş verirken kulüp isminden bahsetmezdim. Çünkü o mahkemede kulüpler değil, şahıslar yargılanıyor” diye konuştu.

FENERBAHÇE MAÇI

Şener, Fenerbahçe’yi hafta sonunda nasıl karşılaşacaklarsınız sorusu üzerine de ”Pazar günü güller, çiçekler, kırmızı halılarla… Nasıl yani biz nasıl geldiysek öyle karşılayacağız. Nihat gelir herhalde, sonra der ‘Sadri o şeyi yanlış söyledik’ der. Der ne olacak. Yaşam geçiyor. Hata yapmak insanlara mahsus bir şey. Arkadaşlık var bu işin sonunda” dedi.

Fenerbahçe ile uzun yıllar bitmeyecek bir gerginlik olduğunu ifade eden Şener, ”Bu arzu edilir bir şey değil ama benim yapacak bir şeyim yok. Fenerbahçe 3 puanla çıkarsa bir yıkım olur, dünyanın sonuna benzeyen bir şey olur. Benim gönlüm kimsenin şampiyon olmasından yana değil. Bozulsun lig de yeniden oynayalım. Fenerbahçe stadında son maçı oynayacak. Ama Fenebahçe son yıllarda kendi sahalarında şampiyonluk maçlarını kazanamıyor. Şanslı kim olur belli olmaz. Ama bence şampiyonluk son maça kalır” diye konuştu.

Başkan Şener, Galatasaray karşısında galibiyeti kaçıran taraf olduklarını ve rakiplerinin çok iyi oynamadığın da ifade etti.

İbrahim Tatlısesin yanına yaklaşmak için

Derya Tuna oğlu İdonun albüm çıkarmayacağını söyledi.
Tuna Çocuk sadece beste ve söz yazıyor. Yoksa şarkı söylediği falan yok. Babası bırakır İdo öyle çıkar. İbrahim Bey varken nereye. Ses olarak İbrahim Beyin yanına yaklaşamaz dedi.

Esra ve Ceyda Ersoy kardeşler Kırmızı Halıda

Ciciş kardeşler olarak bilinen Esra ve Ceyda Ersoy da Kral TV Müzik Ödül Töreni’ne katıldı. Cicişler, Kırmızı Halı’da yürürken basının ilgi odağı oldu. Seksi kıyafetleriyle dikkat çeken kardeşler, törenin keyfini yaşadı.

Meyve ve sebzeyi mutlaka yıkayın

Tarım ilacı, çok düşük miktarda dahi anne karnındaki bebeğin beynini olumsuz etkiliyor Bilim adamları, sonuçları Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmalarında, chlorpyrifosun çok az miktarda dahi uzun dönemde ciddi bozukluklara neden olabildiği konusunda uyardı.
New York’taki Columbia üniversitesi bilim adamları, Virginia Rauh başkanlığında yaptıkları araştırmada, chlorpyrifosun anne karnındaki bebeğin önbeyin zarının küçülmesine neden olduğunu, bunun da çocuğun ilerleyen yaşlarda zihinsel yeteneklerinde soruna yol açtığını tespit etti.
Tarım ilacı olarak kullanılan chlorpyrifosa maruz kalan 40 çocuğu 6-11 yıl boyunca takip eden bilim adamlarından Rauh, “Sonuçlar endişe verici” dedi.
Tarım ilacına yoğun şekilde maruz kalan çocuklarda önbeyin zarında bariz anomaliler tespit ettiklerini bildiren bilim adamları, beynin özellikle dikkat, duygu, dürtü kontrolü ve sosyal davranışlardan sorumlu bölgelerini çevreleyen zarın büzüştüğünü, altındaki beyaz maddenin ise arttığını bildirdi.
Bilim adamları, chlorpyrifosun ayrıca çocukların beyninde cinsiyetle ilgili bölgelerde değişime neden olduğunu kaydetti.
Normalde erkeklerde beynin bazı bölümlerinin kadınlara göre daha büyük, bazılarının ise daha küçük olduğunu ifade eden bilim adamları, bu tarım ilacına maruz kalan çocuklarda durumun tam tersi olduğunu belirtti.
Kırsal kesimdeki birçok hamile ve küçük çocuğun yüksek oranda chlorpyrifosa maruz kaldığına işaret eden Rauh, muhtemelen bu kişilerdeki hasarın, araştırmaya dahil ettikleri ve büyük şehirde yaşayan hastalardakinden çok daha fazla olduğunu belirtti.
Kentlerde yaşayanların bu maddeyi meyve, sebze ve gıdalarla aldığına dikkati çeken Rauh, bu nedenle araştırmalarının sonuçlarının tüm kamuoyu açısından çok önemli olduğunu kaydetti.
Bilim adamları, tarım ilacının izin verilen üst limitinin, çocukları uzun dönemli bu hasarlardan korumaya yetmediğini belirtti.

Kalbinizi korumak için 10 altın kural

Dünyada öldüren hastalıklar sıralamasında ilk sıralarda yer alan kalp krizinden kurtulmak önleminizi almaktan geçiyor. İşte size yol gösterecek ipuçları:

* Az yiyin.

* Bol bol yürüyüş yapın. Günde 10 bin adım atın.

* Zeytinyağı kullanın.

* Sigara içmeyin.

* Kırmızı eti azaltın, balık tüketimini artırın.

* Günde bir avuç ceviz ya da fındık tüketin.

* Hazır gıdalar yerine taze besinleri tercih edin.

* Stresten uzak durun.

* Siesta yapın.

* Düzenli kontrolden geçin.

Mersinde 4 büyüklüğünde Deprem Meydana Geldi

Mersin’in Silifke İlçesi’ne bağlı Yeşilovacık Beldesi açıklarında Richter ölçeğine göre 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, depremin saat 09.24′te meydana geldiğini bildirdi. Yeşilovacık Beldesi açıklarında Akdeniz’de yerin 5 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem fazla hissedilmedi.

Liseli kuzenler sırra kadem bastı

Mersinin Silifke ilçesinde Okul gezisine gidiyoruz diye evden ayrılan lise son sınıf öğrencileri Tolga Özmen (17) ile amcasının oğlu Zeynel Özmenden (18) 15 gündür haber alınamıyor.

Sayağzı Mahallesi’nde yaşayan Tolga’nın babası Ahmet Özmen (50) ve annesi Fatma Özmen (45) ile aynı mahallede oturan Zeynel’in babası Zeynel Özmen (48) ve annesi Döndü Özmen (48) yetkililerden çocuklarının bir an önce bulunmasını istediler. 3 çocuk sahibi Ahmet ve Fatma Özmen, orman kesim işçisi olarak çalıştıklarını belirterek, “17 Nisan’da oğlum bize telefon açtı. ?Baba ben okul gezisine gidiyorum’ dedi. Biz de ?bizim cebimizde para yok sana nasıl para veririz, başka zaman git’ dedik. Israr edince kıramadık, borç para bulup verdik. Oğlum bize telefon açarak ?Biz Ankara’ya geldik’ dedi. Bu son konuşmamız oldu ve bir daha kendisinden haber alamadık. Allah’ını seven, oğullarımızı gören nerede olduğunu bilen veya gören olursa bize haber versinler. İşe güce bakamaz duruma geldik. Çocuğumuz için her gün gözyaşı döküyoruz. Acaba kaçırıldılar mı? Ya da birileri tarafından kandırılarak bir yerlere mi götürüldüler. Bilmiyoruz. Yetkililerden bir an önce çocuklarımızın bulunmasını istiyoruz” dediler.

4 çocuk sahibi Zeynel ve Döndü Özmen ise çocuklarının bir an önce bulunması için polis, jandarma ve savcılığa başvurduklarını belirterek, “Oğullarımızla herhangi bir sorunumuz olmadı. Kendilerine hep iyi davrandık. Nereye, nasıl, niçin giderler hiçbir anlam veremiyoruz. En son polisin yapmış olduğu araştırmada Kırıkkale’de bir otelde konakladıkları yönünde bir haber aldık. Daha sonra ise kendilerinden haber alamadık. Çocuklarımızı görenlerin nerede olduklarını bilenlerin polise ya da bize (0539 354 44 21- 0536 701 05 16 nolu telefonlara) haber vermesini istiyoruz. Devlet büyüklerimizin bir an önce çocuklarımızı bulmalarını ve bize kavuşturmalarını istiyoruz. Her gün gözyaşı döküyoruz” şeklinde konuştular.

Başkanlık sisteminde sivil vesayet de olmaz

Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu Basın Kulübü programında, gazeteciler Yavuz Semerci, Nihal Bengisu Karaca, Amberin Zaman ve Mehmet Kamışın sorularını yanıtladı.

“Yeni anayasa ile ilgili ümitli olmak zorundayız” diyen Kuzu, bu Meclis’in yeni anayayasayı yapması gerektiğini söyledi. “Türkiye 30 yıldır anayasa tartışıyor. Üniversitelere, barolara, sivil toplum kuruluşlarına ulaşıldı. Üniversitelerden daha az destek geldi, daha çok olmasını isterdik” diyen Kuzu, “Anayasayı muhakkak mu
Burhan Kuzu, daha önce dile getirdiği başkanlık sistemi ile ilgili olarak da şunları söyledi:

“Türkiye’de en büyük şansızlık başkanlık modelinin bilinmemesi. Başbakanlar Amerika’daki başkandan 3 kat daha yetkili. Parlamenter modellerde kuvvetler ayrılığının adı vardır, kendi yoktur. Başkanlık modeline karşı çıkılmasını anlamıyorum. Bu modeller bugün çıkmış modeller değil. Binlerce cilt kitap yazılmış, başkanlık modelinde milletvekilinin güçlü olması şuradan geliyor; bölgesindeki vatandaşa hesap veriyor, lideri tanımaz bile. Milletvekili olduktan sonra bakan olamıyorsun. Dolayısıyla ne seçilmesi nedeniyle başbakana borçlu oluyor ne de bakanlık bekliyor”

Anketlerde Erdoğan’ı Başbakan olarak görmek isteyenlerin cumhurbaşkanı olarak görmek isteyenlerden çok olduğunu kaydeden Kuzu, “Cumhurbaşkanlığı dinlenme yeri. ‘Başkan olarak görmek ister misiniz’ diye sorarsınız, daha yüksek oranlarda yanıt alırsınız” şeklinde konuştu.

“Sivil vesayetten kurtulmanın yolu”nun da başkanlık sisteminden geçtiğini kaydeden Kuzu, “Parlamenter sistemde yasama organı sembolik olduğu için denetim çalışmıyor. Bir insanın sivil diktatörlüğe kayması için kanun gücü ve karar gücü olması gerekiyor. Şu an bu yok ama niyet olursa bu mümkündür. Ama başkanlık sisteminde sivil vesayet mümkün değildir” dedi.

RESMİ DİL Mİ, DEVLETİN DİLİ Mİ?
Kürtçe’nin kullanımı yönündeki engellerin kalktığını kaydeden Kuzu, anayasadaki “Devletin dili Türkçe’dir” hükmüne yapılan itiraza ilişkin “Resmi dil Türkçe demekle devletin dili Türkçe demek arasında uygulamada bir farklılık görmüyorum. Resmi demek devletin kendisi demektir zaten” dedi.

“SİVİLLER DE MASUM DEĞİL”
27 Nisan’a kadar Türkiye’nin 10 yılda bir darbe gördüğünü kaydeden Kuzu, “Biz diyoruz ki asker askerliğini bilsin, siyasetçi siyaetçiliğini. Kimse kimsenin işine karışmasın” dedi.

“Sivillerin 28 Şubat’taki tutumu içler açısı” diyen Kuzu, “27 Nisan bildirisinde de ‘Asker devirse de AK Parti gitse’ diyenler oldu, ana muhalefetten de, gazetecilerden de” sözleriyle sivillerin de “masum” olmadığını dile getirdi.

Kuzu şöyle devam etti: “Muhalefet, ‘Biz bugün kimi içeri alalım’ diye düşündüğümüzü sanıyor. Bizim 12 Eylül ürünü olduğumuz söylendi, 12 Eylül soruşturuluyor. 28 Şubat denildi, soruşturuluyor. 27 Nisan’da da suç unsuru görülüyorsa, ben de ihbar olarak buradan söylüyorum, soruşturma açılabilir

Danıştayın 19 Mayıs kararı

Danıştay, MEB’in 19 Mayıs kutlamalarına ilişkin genelgesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldı Danıştay 10′uncu Daire Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nın başkent dışında sadace okullar ve öğrenciler ile kutlanmasına ilişkin genelgesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldı.

Konya’da 25 yaşındaki bilgisayar programcısı Alper Ayhan, avukatı Ahmet Gürol Şağban aracılığıyla, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 11 Ocak 2012 tarihindeki 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının başkent dışında sadece okullar ve öğrenciler ile kutlanmasını, stadyumlar ve meydanlarda kutlanmasını yasaklayan genelgesinin yürütmenin durdurulması ve iptali için Danıştay’a başvurdu.

Danıştay 10′uncu Daire Başkanlığı’da başvuru sonucu yürütmenin durdurulması kararını aldı. Avukat Ahmet Gürol Şağban, şunları söyledi: “Danıştay 10′uncu Daire Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 11 Ocak 2012 tarihinde yayınladığı 817 sayılı genelgenin yürütmesini durdurdu. Yargıtay Başkanı’nın dediği gibi; Siyasetin baskısından arınmış bir şekilde karar verdi. Kanuna, yönetmeliğe açıkça aykırı olan genelgenin hukuka aykırı olduğu yüksek yargı kararıyla tesbit oldu. Bu kararın öncelikle, Cumhuriyet’in emanet edildiği, Türk gençliğine ve tüm Türkiye’ye hayırlı olsun.

Görme engelli aktivist ev hapsinden kaçtı

Zorunlu kürtaj uygulamasına karşı başlattığı kampanyanın ardından tutuklanan görme engelli aktivist Guangcheng, ev hapsinden kaçmayı başardı ÇİN’de zorunlu kürtaj uygulamasına karşı başlattığı kampanyanın ardından tutuklanan ve 1.5 yıldır ev hapsinde tutulan görme engelli insan hakları savunucusu Chen Guangcheng, Şandong Eyaleti’ne bağlı Dongshifu kasabasında tutulduğu evinden kaçmayı başardı.

Birkaç ay önce ABD’li aktör Christian Bale, Chen’i tutulduğu evde ziyaret etmeye çalışmış, ancak güvenlik görevlilerince tartaklanmıştı. Chen’in yakın arkadaşlarından He Peirong, görme engelli aktivistin, pazar gecesi bahçe duvarından tırmandıktan sonra birkaç saat boyunca yalnız başına yürüyerek, bir grup aktivistle buluştuğunu, daha sonra ise bir araçla eyalet dışına çıkarıldığını söyledi. Chen’in daha sonra gruptan ayrılarak yola tek başına devamettiği ve halen nerede olduğunun bilinmediği belirtiliyor. He, Chen’in kaçışı için 2 aydır hazırlık yaptığını ve her gece güvenlik görevlilerinin ayak seslerini dinleyerek, evin çevresinde ne şekilde dolaştıklarını öğrendiğini kaydetti.